Bundan yaklaşık 1800 yıl önce tam 17 ciltlik “Geographika’yı yazan Romalı Strabon, Kapadokya Bölgesi'nin sınırlarını güneyde Toros Dağları, batıda Aksaray, doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzatmıştı. Hasan Dağı Erciyes'in kraterlerinden püsküren lavlarla örtülü yaklaşıyor 25 bin kilometrelik bir alan olarak belirlemişti.
Doğa; başta Kızılırmak olmak üzere bölgedeki akarsu ve gölleri, taşkın sel suları, sert rüzgarları erozyonu ve tüm diğer oluşumlarıyla “ tüf “ adı verilen ve volkanik küllerin çamurla karışımından oluşan farklı sertlikteki kayaları milyonlarca yıl boyunca aşındırıp oyarak bölgeye bugünkü görüntüsünü vermiş, dik yamaçlardan hızla aşağı akan sel suları farklı sertlik ve dirençteki volkanik malzemelerden en usta heykeltıraşları bile kıskandıracak güzellikte şapkalı, mantar biçimli, konik, sütunlu ya da sivri eserler vücuda getirmiş, bununla da kalmayarak, vadi yamaçlarını rötuşlayarak, ilginç kıvrımlarla gerçeküstü bir renk cümbüşü yaratmış.
Bugünkü Kapadokya'yı gezmek demek, bu baş döndürücü güzellikteki jeolojik atmosfer ile birlikte, Asurlu kumaş tacirlerinin, çok tanrılı Hititlerin, bölgeyi yakıp yıkan öfkeli Frik askerlerinin, Kimmerlerin Medlerin Kapadokya'ya "Güzel Atlar Ülkesi" anlamına gelen bugünkü adını veren KATPATUKA Zerdüş Perslerin, Makedonyalı Büyük iskender'in, Romalıların, Sasanilerin, Arapların, Emevilerin ardından Anadolu Selçuklularının ve Osmanlı'nın izlerini sürmek, acımasızca kovalanan Hıristiyan keşişlerin yerin yedi kat dibinde kurduğu şehir hayatını hissetmek anlamına geliyor.
Böylesine zengin bir doğa güzelliğe, tarihi ve kültürel dokuya sahip olan Kapadokya'da 50'ye yakın kaya kilise 250'ye yakın kilise eski adı “ Gelveri” şimdiki adı “Güzelyurt” ve Kızıl Kilise ve de Gümüşlerdeki Gülen Meryem Ana gezilmeye, görülmeye, incelenmeye ve araştırmaya değer yerler.
Kapadokya, kitaplardan, broşürlerden okunacak bir bölge değil, görülecek yaşanacak keşfedilecek bir coğrafyadır.
Dünyanın en ilginç yeryüzü oluşumlarının yer aldığı Kapadokya bölgesinde, on değişik uygarlığa ait 429 tescilli yapı ile 64 sit alanı bulunuyor. Bu yapılar; Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu ile Cumhuriyet döneminden kalma ikisi askeri, 70’i dinsel ve kültürel, 357'side sivil mimari örneği. Bölgede ayrıca, Tunç Çağından başlayarak Asur ticaret kolonileri, Hitit, Frig ve Grek dönemlerine ait 48 arkeolojik, 3 adet kentsel , 4 adet tarihi ve 9 adet de doğal sid alanı bulunuyor.
( Tempo-Şimdi Kapadokya Zamanı S/13 )
Kapadokya'nın bir başka yanı da trekking turlarına imkan vermesi. Hayaller ülkesinde trekking, katılanlara çağlar öncesinin serüvenci ruhunu yaşatıyor. Volkanik yapısı, kayalar içine oyulmuş evleri, peribacaları ve çevredeki konaklama ve kamp imkanlarıyla unutulmaz bir trekking parkuru sunuyor.