“Ey Türk Gençliği, Neredesin?”
: 19-05-2025
Yıl 2025. Bugün 19 Mayıs. Gençliğe armağan edilmiş bir bayramın yıl dönümündeyiz. Yüz yılın üzerinden geçmiş, bir asra yaklaşan bir gelenek. Bugün gençler için resmi tatil, sosyal medyada #19Mayıs etiketiyle atılan mesajlar, bazı stadyumlarda gösteriler ve birkaç devlet büyüğünün yaptığı klasik kutlama açıklamalarıyla geçiyor. Ama içim rahat değil. Gözüm Atatürk’ün o hitabesine takılıyor yine, her 19 Mayıs’ta olduğu gibi:
> “Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen… Vazifeye atılmak için içinde bulunacağın imkân ve şeraiti düşünmeyeceksin…”
Bu sözleri 1927’de söylemişti Mustafa Kemal. Gençliğe, yani geleceğe. O günün Türkiye’si işgalden çıkmış, küllerinden doğmuştu. Gençliğe “istikbalin teminatı sensin” diyordu. Bugün dönüp baktığımızda ise şu soruyu kendime soruyorum: Bugünün gençliği, kendisine emanet edilen o istiklalin ve cumhuriyetin farkında mı? Ve daha da önemlisi, buna sahip çıkacak cesarette mi?
Türkiye'nin 2025’inde gençler mutsuz. Bunu biz değil, istatistikler söylüyor. Geleceğe dair umutları körelmiş, diplomayla işsizlik arasına sıkışmış bir kuşak. Üniversite okuyanı da, meslek öğreneni de aynı çıkmazda: Torpilsiz işe girilemiyor, liyakat kelimesi artık sözlüklerde nostaljik bir kavram.
Ülkede ifade özgürlüğü daralmış, fikir beyan eden gençler ya dışlanıyor, ya yaftalanıyor, ya da sessiz kalmaya zorlanıyor. Yurt dışına gitmek bir hayal olmaktan çıkmış, adeta bir “zorunluluk” halini almış durumda. Gençler ülkesini terk etmek istiyor; çünkü kendi vatanında özgürce yaşayamıyor, hayal kuramıyor, güvende hissetmiyor.
19 Mayıs, yalnızca bir spor bayramı değildir. Bu tarih, Samsun’a çıkan bir liderin başlattığı özgürlük yürüyüşünün adıdır. Ve Atatürk bu günü “Gençliğe” armağan ederek, aslında bir uyarı ve görev vermiştir. Sadece bayrak sallayıp marş okumak değil, cumhuriyetin değerlerini özümsemek, korumak ve gerektiğinde yeniden inşa edebilmek sorumluluğu verilmiştir.
Bugün ne yazık ki birçok genç, bu misyonun farkında değil. Belki de en acısı, bazı yöneticilerin de bu bilinçten yoksun olmasıdır. Atatürk’ün “gaflet, dalalet ve hatta hıyanet” dediği iç tehlikeler bugün hâlâ güncelliğini koruyor. Ülkeyi yönetenlerin kimi zaman şahsi çıkarlarını milletin menfaatinin önüne koyduğu; eğitim sisteminin çağ dışı kaldığı; gençlerin kendi ülkesinde yabancılaştığı bir düzende yaşıyoruz.
Ancak hâlâ umut var.
Çünkü Atatürk bir de şöyle der:
> “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
Bu topraklarda hâlâ susmayan, sorgulayan, araştıran, direnen, üretmeye çalışan gençler var. O kudretin farkında olanlar var. O yüzden 19 Mayıs, bir “nostalji günü” değil, bir yeniden hatırlama ve yeniden başlama günüdür.
Gençlik, sadece yaşla ölçülen bir kavram değildir. Cesaret, inanç ve adanmışlıkla ilgilidir. Eğer bugün bir genç, bu ülkenin geleceğine dair dert ediniyorsa, işte o gerçek Atatürk gençliğidir.
Bugün 19 Mayıs. Sahi sen neredesin Türk gençliği?..