Uzakdoğu’nun ünlü düşünürü KUAN-TZU eğitimin önemini şu dizelerle dile getiriyor;
“Bir yıl sonrası ise düşündüğün, tohum ek.
Ağaç dik, on yıl sonrasıysa tasarladıdığın.
Ama düşünüyorsan yüzyıl yıl ötesini, halkı eğit.
Bir kez tohum ekersen, bir kez ürün alırsın.
Bir kez ağaç dikersen, on kez ürün alırsın.
Yüz kez olur bu ürün, eğitirsen milleti.”
Byron’un ‘Ekmekten sonra eğitim, bir milletin en büyük ihtiyacıdır.’ dediği eğitim, insanların kişiliklerini, mesleki yeteneklerini ve kalite bilinçlerini geliştirebilmek, kişileri, yeniden yapılandıran kalite standartlarına uydurmanın yanı sıra ahlaki değerlere saygı duymaya yönetmek, toplumları öğrenen, araştıran, düşünen, tartışan, çözüm üreten toplumlar şekline dönüştürmek için önemli bir araç. Toplumun kalitesinden bahsedebilmek için öncelikle kaliteli ailelere, sonra kaliteli öğretmenlere, kaliteli yöneticilere, ardından da kaliteli medyaya ihtiyacımız var. Kısacası, toplumun bütün kesimlerinde, kalite bilincine sahip ve kalitenin yaşam biçimi olması gerektiğine inanan insanlara ihtiyaç var. Eğitimin olmadığı durumlarda, en kaliteli doğal kaynaklara en yüksek teknoloji ürünü makinalara, profesyonellere hazırlanmış en iyi sistemlere bile sahip olunsa, modelin başarılı olması söz konusu değildir.
Ülke çapında yapılan anketler, ülkede yaşayan hemen herkesin politika, eğitim, adalet, sağlık, ekonomi gibi alanlar ile insan ilişkilerindeki kalitesizlik ve manevi değerlerdeki yozlaşma üzerinde fikir birliği içinde olduklarını gösteriyor. Çoğunluk bezgin, umutsuz, gergin ve kalitesizlikten yakınır durumda.
Aristo ‘Gençlerin eğitimine önem verin, çünkü bu yoldaki herhangi bir ihmal memleketin yapısını mahveder.’ Biz neler öğretiyoruz çocuklarımıza gereken önemi veriyor muyuz eğitimlerinde? Zorlukları aşabilmek için, öncelikle toplumdaki ayrı tellerden çalan insanları aynı telden çalar hale getirmek gerekiyor. Diğer bir ifadeyle, ülkemiz sınırları içinde yaşayan tüm insanların evrensel olumlu mutlakda buluşmalarını sağlamak gerekiyor. Yani her durum ve zamanda dürüst ve adaletli davranmaları gerekiyor.
İnsanı insan yapan ve toplumu ayakta tutan olumlu değerlerin tükenmekte olduğu, köşe dönücülüğün, şiddetin ve kişisel çıkarların toplum çıkarları üzerinde tutulmasının özevdirildiği, bencillik, disiplinsizlik, hedefsizlik, hırs, saygısızlık, sevgisizlik, tembellik, yalancılık gibi olumsuz değerlerin ön plana çıkartıldığı günümüzde tüm bireylerin evrensel olumlu mutlakda buluşmaları, toplumsal kaliteyi yakalama çalışmalarının başlatılması hayati önem kazanmaktadır.
Yöneten de yönetilen de insan. Teknolojiyi yaratan da, doğal kaynakları kullanan da insan… Kalite sistemini kuracak olan da, bu sistemin sağlıklı bir yapıya kavuşturulmasını, yürütülmesini sağlayacak olan da insan… Kısacası, toplumsal kalitenin temelindeki en önemli faktör insan…
Bu nedenle insanlarımızı yakından tanıyarak, kim veya ne olduğumuzu anlayarak, zayıf ve güçlü yanlarımızı tespit ederek, kendimizi olumlu değerler doğrultusunda yeniden yapılandırabilir, bu yolla yaşamda kaliteyi yakalayabilir böylece bilimsel kaliteden toplumsal kaliteye doğru bir yolculuğa çıkarabiliriz. Tüm insanları evrensel olumlu mutlak da buluşturmanın, kaliteli yaşama ulaştırma yolunda çıkacak zorlukları açmanın ilk adımı ve şartı eğitimdir.
Ulu Önder Atatürk’ün de belirttiği gibi; “Eğitim bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır, ya da bir milleti esarete ve sefalete terk eder.”
“Eğitimin amacı yalnız hükümetlere memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlaklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılapçı, olumlu atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı veya önüne çıkan engelleri aşmaya kudretli gençler yetiştirmektir. Kaliteli insan yetiştirmektir. Bunun içinde eğitim-öğretim programları ve sistemleri buna göre düzenlenmelidir.