İdris YAVUZ

ÖFKE PATLAMASI BİR NEVİ DELİLİKTİR

: 06-02-2024

 

 

Günümüzde oldukça sık görülen sorunlardan biri de öfkedir. Öfke arzu edilmeyen sonuçlara ve elde edilmeyen isteklere verilen tepkidir. 

Öfke patlaması, kontrol edilemeyen yıkıcı, saldırgan, tahrip edici bir davranıştır. 

Öfkenin bir görünen, bir de görünmeyen yönleri olabilir. Bunların başında, üzüntüler, kıskançlıklar, haksızlıklar,  kaygılar, takıntılar yer almaktadır. Bu sıkıntılar her insanın başına gelebilir. 

Eğer öfke, kontrol edilemezse bundan kişinin çevresi de zarar görebilir. Atasözümüzde; “Öfkeyle kalkan zararla oturur” denmektedir. 

Öfke patlamasının insan hayatında birçok olumsuz etkileri vardır. 

Günlük yaşamın zorlukları insanları zıvanadan çıkaracak noktaya getirdiği anda öfke patlaması yaşanabilir. 

Burada geçim sıkıntısı ve kronik ailevi sorunlarda öfke oluşmasında etkili olan unsurlar arasında gösterilir. 

 

Bir insan bazen basit bir olay karşısında sinirlenip, sakinliği kaybediyorsa bu onun öfke problemi ya da öfke kontrol bozukluğu yaşadığı anlamına gelmez.

 

 Ama bazı kimseler kendisini göstermek için öfkelenmek, hiddetlenmek gibi abartılı tepkiler vermek zorunda kalabilirler. Burada söz konusu öfke patlaması ise korkunç olanda budur.

 

Yaşadığım bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum; Yıl 1973-74, İzmir 9 Eylül Üniversitesinde İlh. Fakültesi öğrencisi iken Edebiyat Öğretmenimiz, “Bir Bahar Akşamı Rastladım Size” şiiriyle tanınan ünlü şair Fuat Edip Baksı hocam sınıfta ders anlatırken;

 

-“Çocuklar biliyor musunuz bütün insanlar delidir” dedi. Biz hayretle ve şaşkınlıkla hocaya karşı tepki gösterdik ve bir arkadaşımız; 

 

“Hocam sizde deli misiniz? " diye sordu. Oda “ Evet ben de deliyim, İnsanlar öfkeleniyor, öfke gelirse akıl yok olur. Akıl giderse insan ne olur, delirir.  Yani Delidir ne yaparsa yeridir” dedi.  Tabi ki burada hocaya hak verdik. 

 

Öfke, tıpkı denizin taşması “Tsunami afetleri", dağdan inen sel misali, sekiz şiddetinde deprem

 ve pimi çekilmiş bomba gibidir. Bu olaylara engel olacak bir mekanizma var mıdır? 

 

Bu yıkımlara önceden tedbir alınsa, zarar azalır mıydı, evet azalırdı. Japonya’da alınan önlem buna en güzel örnektir.

 

Ama bu konularda aklı kullanmak, sabretmek yanlışlara mantıklı çözüm bulmakta mümkündür. Nasıl mı? Deniz kenarına yapım ruhsatı verilmezse, dere yataklarına bina inşaatına göz yumulmazsa, fay hatlarına yapım izni verilirse ve kontrolsüz, kalitesiz malzeme kullanılırsa, tıpkı öfke patlaması gibi tehlikenin boyutu kaçınılmaz olur.

 

Bu gün birçok cinayetin kökeninde, ocakların sönmesi, ailelerin dağılmasının, hapishanelerin dolup taşmasının altında yatan gerçekler öfke patlaması sonucu değil midir?

 

Genelde "öfke patlaması" sonucunda İnsan normale döner, aklı başına gelir, yaptıklarına bin pişman olur. 

 

Bu nedenle "öfke patlaması" insanın çılgınlık ve delilik halidir.


BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ SEÇİMLERDE OLDUKÇA İDDİALI


 Büyük Birlik Partisi Yeşil Gölcük Belediye Başkan Adayı İsmet Turgut seçim bürosu açılışında yaptığı konuşmada Yeşil Gölcük için yapacağı projeleri ve hedeflerini seçmenleriyle paylaştı ve şöyle dedi;

"Sevgili hemşerilerim hepinizi en kalbi duygularımla Yüce Mevla’mın selamıyla selamlıyorum. Benim en nihai amacım, doğup büyüdüğüm, ekmeğini yediğim Yeşil Gölcük beldesini ilçe yapma yolunda ilerleyeceğiz.

Beldemizin ihtiyaçlarını ve beklentilerini dikkate alarak seçim çalışmalarımı hız kesmeden sürdüreceğim ve kazandığım takdirde kasabama en güzel hizmetleri sunacağım.

Öncelikle beldemize kapalı bir pazar alanı,  küçük ölçekli de olsa bir sanayi sitesi, gençlik merkezi, spor ve merasim alanları, tarımsal kalkınma kooperatifini daha iyi noktaya getireceğim, en önemlisi Yeşil Gölcük’ü hak ettiği ilçe statüsüne kavuşturmak için çaba göstereceğim.” dedi.

BBP Niğde İl Başkanı Bünyamin Karataş ise, Yeşil Gölcük beldesinin derhal ilçe yapılması gerektiğine dikkat çekti ve;  “Yeşil Gölcük beldesine coğrafya, konum ve stratejik olarak baktığımızda burası ilçe olmayı hak eden bir beldedir.

BBP olarak 31 Mart seçimlerinde en iyi neticeyi alacağız. Bu seçimlerde halkımız bize büyük teveccüh gösteriyor.

Adaylarımıza ilgi oldukça fazla. Sizler burada patates üretimi yaparak geçiminizi sağlıyorsunuz. Bizde sizlerin üretmiş olduğunuz patatesin daha iyi değerlendirilmesi adına bu bölgeye patates,  nişasta, cips fabrikası, sanayi ürünlerini işleyecek tesislerin kurulmasını sağlayacağız.” Dedi.

Yeşil Gölcük beldesinde seçim bürosu açılışında coşkulu bir kalabalık vardı, hatipleri hem alkışlıyor hem de gözlerinin içi gülüyordu.

NİĞDE GENELİNDE İDDİALI ADAYLARIMIZ VAR

Büyük Birlik Partisi Niğde İl Başkanı Bünyamin Karataş, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan Mahalli İdareler Seçimlerinde Büyük Birlik Partisi olarak, halkımızın isteği doğrusunda Niğde genelinde seçimlere katılacağımızı buradan kesin olarak ifade etmek istiyorum.

Özelliklede bazı beldelerde iddialıyız. Halkımızın taktir ettiği belediye başkan adaylarımız, İl Genel Meclis üye adaylarımız ve belde belediye başkan adaylarımız var. Allah’ın izniyle ve halkımızın himmetiyle bu yarışlarda bizde varız diyoruz” dedi.

BBP Niğde İl Başkanı Karataş aday tanıtımında yaptığı konuşmada, “BBP olarak biz öteden beri sorumlu, yol gösterici muhalefet anlayışımızla birlikte vatandaşımıza milletimize hizmet etmeye çalışıyoruz.


31 Mart 2024'teki yerel seçimler için Niğde genelinde iddialı adaylarımız olduğun söylüyorum.


İnşallah adaylarımızın bu seçimlerde ipi göğüsleyeceklerine, yerel seçimlerde başarı kazanacaklarına inanıyorum. 


Biz her zaman adaylarımızın yanındayız. Onlarla birlikte kasaba ve ilçelerimize gereken hizmetleri yapacağız. Sorunları çözmeye yönelik her adımı atılacağız, adaylarımızla birlikte, beraber olacağız. 

Büyük Birlik Partisi tabii ki Niğde'de yerel anlamda ve il genel meclisinde hem de belediyelerde bu seçimde ciddi bir varlık gösterecek.

Biz de inşallah Parti olarak,  şehrimizle, ilçelerimizle, köylerimizle tespit ettiğimiz eksiklikleri, hazırladığımız projelerle hayata geçirme imkânı bulacağız” dedi.

Karataş. BBP Niğde Çiftlik İlçe Başkanı Hasan Doğruer ile birlikte Divarlı Belediye Başkan Adayı Selahattin Çınar, Azatlı belediye başkan Adayı Yücel Demir,  Çamardı, Çiftlik ilçeleri ve  'Niğde İl Genel Meclis Üyesi adayları Talip Peker ve Cevdet Adıgüzel’i aday gösterdiklerini ifade ettiler.

Büyük Birlik Partisi Niğde’de il genel meclisinde hem de belediyelerde bu seçimde ciddi bir varlık gösterileceğini, ilçe ve köylerdeki eksiklikleri bildiklerini, buna dair hazırladıkları projelerle hayata geçirme imkânı bulacaklarını İfade ettiler.

BBP Çamardı İl genel meclis üyesi adayı Talip Peker ise;

"Vatandaşların beklentilerine çözüm bulmak için tıkanan sistemi zorlayıp açmak için çaba harcayacağım. Ben bu tıkanmayı çözmek için aday oldum” şeklinde konuştu.

Büyük Birlik Partisi Çiftlik İl Genel Meclisi üyesi adayı Cevdet Adıgüzel ise,  “Çiftlik ilçesinde yapılması elzem olan ama bir türlü yapılamayan ne varsa yapmak için yola çıktım.

Başaracağımıza inanıyorum. Her zaman halkımızın yanında olduk ve olamaya da devam edeceğiz” ifadelerinde bulundu. 

Bu seçimlerde, bu güne kadar gündeme hiç gelmeyen küçük partilere, vatandaşların ilgisinin arttığını, dengelerin değişebileceğini, seçimleri “Çantada keklik" diyenlerin zorlanacağını görmek gerekiyor.

Yazının Devamı

HİCRANI AŞK İLE



Hicranı aşk ile bu kara sevda

Beni leyla gibi çöle düşürdü

Ne yapsam ne etsen etmiyor veda

Adımı dillerden dile düşürdü


Bu dünyanın eni sonu sefasız

Düşündükçe günüm geçmez cefasız

Aşkımızı hiçe saydı vefasız

Acımadı halden hale düşürdü


Naçar kaldım gelenim yok ardımdan

Çaresi yok öleceğim derdimden

Ayrı koydu vatanımdan yurdumdan

En sonunda gurbet ele düşürdü


Fikret der ki can olamaz canansız

Terk etti ansızın gitti zamansız

Acımadı gençliğime vicdansız

Bu hallere bile bile bile düşürdü

Yazının Devamı

VEFA BİR FAZİLETTİR


Vefa kelimesi, Arapçadan Türkçemize geçmiştir. Türk Dil Kurumu’ndaki anlamı ise; insanlık adına manevi duyguları ifade eden, sevgide bağlılık, minnettarlık, sözünde durmak, dostluk, sadakat ve yüce bir erdemdir.

Vefalı insan, çıkar gözetmeyen kimsedir. Güçlüye ayrı, zayıfa farklı davranmak ahlaksızca bir tutumdur.

Ahde vefa, “Verdiği sözünü yerine getirmek” demektir. Bu durum siyasette de böyledir. 

Bu güzel özellikler sevginin, dostluğun ve kardeşliğin bağrında yetişir. 

Vefalı insan herkesin güven duyduğu, düşmanı bile olsa verdiği sözü tutan ve doğrudan yana olan kimsedir. 

Haksızları koruyup, bir çıkar uğruna yanlışlığa vefalı davranmak ya da destek vermek,  bir kimseyi vebalden kurtarmaz. Hesap günü yerin altı, yerin üstünden daha uzundur.

 Vefasız olanlar, dönek tabiatlı, yalancı ve şahsiyeti zayıf olan kişilerdir.

Yalanın dostu, gerçeğin düşmanı çoktur. Burada doğru ve vefalı olmak önemlidir. 

Doğru insanda, ihanet ve yalan olmaz, onda vefa vardır. Çünkü doğruluk, sonsuzluğun güneşidir.

Doğruluk taze ekine benzer, rüzgâr estikçe yatar kalkar. Yanlış, ağaç gibi rüzgâr estikçe gürler, yıkılınca bir daha kalkamaz.

Sözünde durmayan, verdiği sözü yerine getirmeyen, tükürdüğünü yalayan kişiler toplumdaki saygınlıklarını kaybeder ve sonra da silinir giderler.

Hz. Muhammed (s.a.v.) ise; “Münafıkların alameti üçtür. 

Bu kimseler oruç da tutsalar, namaz da kılsalar onlar verdiği sözden cayarlar, itimat edildiği halde emanete ihanet ederler.” Diye buyurdular. (Buhari, Müslim)

Gönül insanı Yunus Emre:

“Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil!

Yetmiş iki millet dahî elin yüzün yumaz değil!” diyor.

Hazret-i Ömer(r.a.);

“Bir kimsenin kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayınız;

–Konuştuğunda doğru söylüyor mu?

–Kendisine bir şey emanet edildiği zaman, emanete riayet ediyor mu?

–Dünya ile meşgul olurken, helâl-haram gözetiyor mu? İşte bunlara bakınız.” diyor (Beyhakî, Sünenü’l-Kübrâ,)

Bir toplumun huzuru; vefası, doğruluk, dürüstlük ve adalet üzerine kurulur.

 Yalan, ikiyüzlülük  toplum düzenini yok eder. Eğer bir İnsan doğru olmazsa insanlıktan çıkar.

İnsan ya olduğun gibi görünmeli, ya da göründüğün gibi olmalıdır.


Mevlana; “Yalan, gerçeğe sürülen bir yaldızlı boyadır. Bir gün bu dilin sıcaklığından eriyip dökülebilir ve gerçekler ortaya çıkar” diyor.

Vefasızlık ve yalan bir sıkıntıyı halleder, ama yerine bin bir sıkıntı getirir. 

Toplum içindeki yalancı ve riyakârlardan sakınmalı. Onlar insanı bir lokma ekmeğe satarlar.

Yalanın dostu, gerçeğin düşmanı çoktur. Burada doğru ve vefalı olmak önemlidir.

Bir toplumun huzuru, güveni, emniyeti, maddi ve manevi kalkınması, doğruluk, dürüstlük, çalışkanlık ve vefaya dayanır.

Hz. Ali (r.a) “Söz namustur” diyor. Bu söz iyiliğe, güzelliğe, inanca, hayra işarettir. Vefasızlık ve yalan ise kötülük, haksızlık ve bela demektir.

Dürüstlük, insanın karakterini, şeref ve onurunu yüceltir. Vefasızlık ise insan hayatını altüst eder ve ümitleri yıkar. Kin, nefret ve kıskançlık gibi duygular ise vefanın baş düşmanlarıdır.

Sosyal hayatımızda ve siyasette, vefaya bağlılık son derece önemlidir. 

Siz eğer vefasızlıkta kötü örnek olursanız, ilerde haksızlığa uğradığınızda şikâyete yüzünüz olamaz. Çünkü söz vefadır,  haktır, adalettir, şereftir.

İnsanlar arası ilişkilerde güven duygusunun hâkim olması, ahde vefaya bağlıdır. Bu güven olmadan sıhhatli bir toplum hayatı mümkün değildir.

Kişi namusunu korumada ne kadar titiz davranırsa, vefada ve sözünü tutmak konusunda da o kadar titiz olmalıdır.

Yazının Devamı

ÜLKEYİ ETKİLEYEN PİS KOKULAR

 

 

Behlûl-i Dânâ, filozof olarak tanınan (deli görünüşlü akıllılar arasında) yer alan Allah dostu ve bir gönül adamıdır. Doğum tarihi kesin olarak belli değil. Kendisi Küfe’lidir. Fakat Bağdat’ta yaşamış ve 805 tarihinde vefat etmiştir.

Bazı kaynaklarda Abbasi halifesi Harun Reşit’in kardeşi, bazılarında yeğeni, olarak gösterir. Halife Harun Reşit’e, hatalarını hiç çekinmeden yüzüne vurarak onu uyarmaya çalıştığı rivayet edilir.

 Behlûl, garip bir insandır. En çok da Türkiye’de özellikle de İstanbul’da, dilden dile anlatılan, menkıbelerinden birini sizlere sunmak istiyorum;

Behlül, Halife Harun Reşit’in çok önem verdiği,  onun nasihatine saygı duyduğu ve hikmetli sözleri ile tanınan bir zattır. 

Bir gün Harun Reşit ona;

- Seninle çoktandır görüşmek istedim ama bir türlü senin nasihatinden yararlanamadım, deyince Behlül;

- Ben size böyle bir arzu duymadım, siz benden ne nasihati istiyorsunuz? Önce şu saltanatınıza, şu sarayınıza bakınız, sonrada dönüp kabirleri temaşa ediniz. Bunlardan ibret almayan hükümdara benim sözlerim kar eder mi? 

Siz bir gün ilahi huzurda, kıyamet günü yaptığınız hatalardan dolayı hesap vereceksiniz. O zaman haliniz nice olur? Deyince Halife kafasını iki elinin arasına alır, düşünür ve Behlül’ü haklı bulur ve ondan özür diler.

Vatandaşa eziyet eden, rüşvet alan, haksız kazanç sağlayanlar Behlül’ün  söylediği sözlerden rahatsız olanlar Harun Reşit’e gelip onu şikâyet ettiler;

- Sultanım! Bizim hatalarımız onu ne ilgilendiriyor? O adam bizimle uğraşmasın. Bizi bize bıraksın, sonra (Her koyun kendi bacağından asılır) derler.

 Bunun üzerine, halife Behlüldane’yi bulup getirmeleri için kolluk kuvvetlerine emir verir. Onlarda Behlül’ü huzura getirirler. Ona neden böyle yapıyorsun denince,

 Behlül olanlara çok üzülür ve halifenin huzurunda sessiz sedasız cevap vermeden ayrılır.

Daha sonra panayıra ( Pazar yerine) gider iki koyun satın alıp keser, butlarını ve gövdelerini her mahallenin köşe başlarına asar. Bu olayı gören halk Behlül için;

“Bu bir delidir, ne yaparsa yeridir” diye onunla alay ederler. Aradan birkaç gün geçtiğinde asılan koyunların pis kokusu etrafa yayılınca, bundan bütün mahalle rahatsız olur. 

Bu koku dayanılmaz hal alınca Halife’ye Behlül’ü tekrar şikâyete giderler. Olanları bir bir anlatırlar. 

Harun Reşit Behlül’ü çok sevdiği ve saydığı için, onu üzmemek niyetindedir.

Haber yollar ve Behlül’ü huzuruna davet eder. Behlül çağırılacağını bildiği için bu konuda hazırlıklıdır.

Behlül Halifenin huzuruna geldiğinde, Harun Reşit ona;

 

- Yahu Behlül, neden mahalleyi rahatsız ettin. Herkes sizden dertli deyince, Behlül cevaben;

- Ey Halife, bir kötünün herkese zararlı olduğunu zannederim anlamış olmalılar. Ben bir şey yapmadım. (Her koyunun kendi bacağından asılacağını onlara gösterdim) diye cevap verir ve  Halife ye neden böyle bir yola baş vurduğunu şöyle anlatır;

“Sultanım senin atadığın Şehrül-emin,  şehirdeki haramilerden bir çete kurmuş, halktan haraç topluyor, hurma bahçelerini baskıyla ellerinden ucuza satın alıyor ve insanlardan haraç alıp onları tehdit ediliyorlar. Kadı ve subaşı bu durumda sessiz kalıyor.

 Size gelen, beni şikâyet eden bu haramileri uyardım, dinlemediler” 

 Halife konuyu araştırılmasını ister. Sonuçta söylenenlerin doğru olduğu ortaya çıkar.

 Suçluların tamamı cezalarını çekerler. Şehirde insanlar sevinçten bayram yaparlar.

Bu gün, ülkemizde bu tip haksız kazanç sağlayan haramiler yok mudur? Bu sistem içerisinde doğru ve dürüst olmak, kişi haklarına saygı göstermek, her insanın uyması gereken kutsal ibadetler niteliğinde bir görevdir.

Her vatandaşın devletine karşı sorumluluğu vardır.  Eğer bir yerde  “ bu tip pis kokular varsa,  ilgililere iletmek, vatandaşlık görevi olmalıdır.

Şehrin Emir-el Mümini, şehrin her şeyinin emanet edildiği sorumlu kişidir ve onların halktan şikâyet etme hakları da yoktur. 

Buna göre Şehrül-Emin; Hz. Ömer gibi adil, Hz. Ebubekir gibi sadık, Hz. Ali gibi vefalı olmalı, halka hesap vermeli, ağzı düzgün, sözü güvenilir, hak yemeyen, haramileri korumayan, zihniyeti, sözü, yürüyüşü, giyimi, kuşamı ahlakı, etrafında olan kişiler düzgün, seçilmeli ve Şehrül-emin böyle olmalıdır

Kaynak: Hamdullah Müstevi, Târîḫ-i Güzîde, Tahran 1361, II, 305

 Not;  Emir-el Mümin Belediye başkanı, kadı hakim, subaşı emniyet Md.

Yazının Devamı

SİYASETTE TEMİZLİK ŞARTTIR

 

Temiz denince hep aklıma beyaz renk gelmektedir.  Peygamber Efendimiz (SAV): “Temizlik imandandır. Temiz olmayanın imanı, ibadeti ve sağlığı sağlam olmaz.” Buyuruyor

Burada ifade etmek istediğim temiz insan, temiz vicdan, temiz mal,  temiz yüz, hilesiz temiz hizmet anlayışıdır.

 Karanlık ve lekeli bir iş yapıp, arkada iz bırakmayanlar revaçta olmamalıdır.

Bu gün tertemiz değerlerimiz, geleneğimizde hak etmediği biçimde zedelenip zarar görmekte, kutsal sayılan her şey istismar edilmektedir.

.   . 

Gün geçtikçe siyasette kirlenmeler artmakta, temiz siyasete özlem duyulmakta, doğruları tam söyleyenlere de çok az rastlanmaktadır.

Kesinlikle temiz siyaset temiz insanlarla yapılmalıdır. Temiz siyaset yapacakların düşüncesi, hayata bakış açısı pozitif ve iyi niyetle dolu olmalıdır.

Haram işleri, haramiliği meslek edinenler, hesap vermekten uzak duranlar, temiz siyaset yapamazlar.

 Siyaset; maddi hırsla gözü doymayanların tarzı olmamalıdır.

Temiz siyasetçi, öldükten sonra ardından hayırla anılacak bir iz bırakmalıdır.

 Aslında temiz siyaset yapmayanlara destek vermek ağır bir vebaldir.

Türkiye’de birçok ailenin büyük sıkıntı geçirdiği malumun ilanıdır. Bu konu aynı zamanda sosyal düzeni, ekonomik gelişmeyi olumsuz etkilemektedir.

 Bunun neticesi olarak da huzursuzluk ve buhran doğmaktadır. 

 Bu konuda sosyal dengelerin gün geçtikçe bozulması, İnsanlığı saran huzursuzluğun kaynağı, ticari ahlakın ortadan kalkması, hak ve hukukun hiçe sayılmasıdır.

Hemen her yoksul ülkede açlara yiyecek, çıplaklara giyecek, açıkta kalanlara barınacak yer, işsizlere iş, muhtaçlara sermaye, kredi verip destek olmadıkça, sıkıntılar, dertler hiçbir zaman bitmeyecektir.

Tabii ki bu yardımlar doğru zamanda, doğru yerde ve gerçek muhtaçlara ve gerçek yatırımcılara verildiğinde faydalı olacaktır. Bu da temiz siyasetçilerle olacaktır

Uzmanların araştırmasında, enflasyon canavarı gün geçtikçe artmaktadır.

 Çağımızın hastalığı haksızlık, hırsızlık, yolsuzluk ve her şeyden önce de kirli siyasette ahlaksızlıktır.

 Bu çıkmazdan kurtulmak için “AHİ EVREN” Kültüründe olduğu gibi esnafı, resmi ve sivil toplum örgütlerini yeniden canlandırılmalı, bütün hizmet sektörleri kendi kendini, oto kontrol altına alındığında sosyal yaşayışımızı kemiren kirli hastalıkların tedavisine çözüm olacaktır.

Yazının Devamı
Copyright © 2023 Tüm Hakları Saklıdır. Dadamedya.com