Boş durmayı sevmediğini ifade eden Öncel, halı dokumaya hobi olarak başladığını amacının ticari kazanç elde etmek olmadığını ve unutulmaya yüz tutmuş bir mesleği yeniden canlandırmak ve gençlere örnek olmak istediğini belirtti.
Öncel, “Boş durmayı sevmeyen bir insan olduğum için kendime bir meşgale, daha doğrusu gençlere örnek olmak ve unutulmuş bir mesleği, sanatı gün yüzüne çıkartmak için çalışıyorum. Esas gayem bu.” dedi.
HALI DOKUMAYI EŞİNİN YANINDA ÖĞRENDİ
Halı dokumayı yıllar önce eşinin yanında öğrendiğini anlatan Öncel, o dönemlerde eşinin dokuduğu yastıkların başında oturarak ilmeleri öğrenmeye başladığını ifade etti.
Öncel, “45-50 yıl önce hanım yastık dokuyordu. Ben fabrikada çalışıyordum. Meraklı olduğum için hanımın yanına oturur, ilmeleri orada öğrendim. İşi orada öğrendim.” diye konuştu.
Sanayileşmeyle birlikte el dokumacılığının giderek yok olduğunu belirten Öncel, geçmişte Koyunlu köyünde neredeyse her evde halı tezgâhı bulunduğunu söyledi.
Fabrika halılarının yaygınlaşmasıyla el dokumacılığının sona erdiğini dile getiren Öncel, “Fabrika halıları çıkınca, sanayileşince el dokumacılığı bitti. Dolayısıyla bu işler de bitti. Yünlerimiz evde duruyordu. Herkes tezgâhlarını kaldırdı. Koyunlu köyünde her evde bir halı tezgâhı vardı.” ifadelerini kullandı.
ZOR MOTİFLERİ TERCİH EDİYOR
Geçmişte Koyunlu ve çevresinde farklı halı ve yastık motiflerinin dokunduğunu anlatan Öncel, kendisinin özellikle zor motifleri tercih ettiğini söyledi.
Kolay olan yerine zor motifleri seçtiğini belirten Öncel, “Ben zoru seçtim işin açıkçası. Onu başarmaya çalıştım. Ziyarete gelen insanlar da çok beğendiler.” dedi.
Halı dokumanın büyük dikkat ve sabır gerektirdiğini ifade eden Öncel, desenlerin ilmelerin tek tek sayılmasıyla takip edildiğini anlattı.
Dokuma sırasında yapılacak küçük bir hatanın bile büyük emek kaybına yol açabileceğine dikkati çeken Öncel, “Bir halıyı dokumak çok zor bir iş, çok zor bir meslek. Her sırada nerede hangi motif var, onu takip edeceksiniz. Eğer unutursanız sökmeniz icap eder. Yanlış olur.” diye konuştu.
“GEÇMİŞTEKİ KADINLARIN ÇİLESİNİ ŞİMDİ DAHA İYİ ANLIYORUM”
Halı dokumacılığının yalnızca tezgâh başında geçirilen süreden ibaret olmadığını belirten Öncel, iplerin hazırlanması, boyanması ve çözgünün kurulması gibi birçok aşamanın bulunduğunu söyledi.
Geçmişte Koyunlu’da kadınların halı ve yastık dokuyarak aile bütçesine katkı sağladığını aktaran Öncel, bir ayda yaklaşık 6 yastık dokunduğunu ifade etti.
Geçmişte kadınların verdiği emeği halı dokudukça daha iyi anladığını dile getiren Öncel, “Ben bu mesleği yaparken o zamanki bayanların, hanımların ne çilelerle para kazandıklarını, ev geçindirmeye çalıştıklarını anlıyorum şimdi.” dedi.
Öncel, geçmişteki yaşam şartlarını ise şöyle anlattı:
“Dizi üzerinde oturacaksın. Bir ay bunu çıkaracaksın ve Bor pazarına götürüp satacaksın. Kızının çeyizini hazırlayacaksın, oğlunu evlendirmek için çeyizini hazırlayacaksın.”
“69 YAŞINDA DA BİR SANATLA UĞRAŞILABİLİR”
Halı dokumacılığını ticari bir faaliyet olarak görmediğini vurgulayan Öncel, 69 yaşında da üretilebileceğini göstermek istediğini söyledi.
Çalışmasının temel amacının gençlere örnek olmak olduğunu belirten Öncel, “69 yaşında, 70 yaşında bir insan bundan para kazanacak, ticaret yapacak halde değil. Ama esas gayem 70 yaşında da olsanız bir sanatı, bir işi yapabilirsiniz. Bir iş yapabilirsiniz. Bunu göstermek için çalışıyorum.” ifadelerini kullandı.
GENÇLERE “UNUTULAN MESLEKLERE SAHİP ÇIKIN” ÇAĞRISI
Gençlerin geçmişte insanların hangi şartlarda yaşadığını öğrenmesi gerektiğini ifade eden Öncel, unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkati çekti.
Gençlere çağrıda bulunan Öncel, “Gençler geçmişlerinin ne kadar zorluklardan geçtiğini öğrenmeleri açısından bazı unutulmuş meslekleri düşünmeleri lazım veya onlara merak sarmaları lazım ki geçmişlerinin nasıl yaşadığını, nasıl zorluklarla hayat sürdüklerini öğrensinler.” dedi.
Halı dokumacılığının yanı sıra demircilik, ayakkabıcılık ve kalaycılık gibi mesleklerin de unutulmaya başladığını belirten Öncel, gençlerin bu sanatlara sahip çıkması gerektiğini söyledi.
Öncel, “Gençler hobi olarak da olsalar bu sanatları öğrenmeleri lazım ki gelecek nesillere aktarsınlar.” diyerek sözlerini tamamladı.




