Niğde’nin yüksek rakımlı dağ etekleri, her yıl olduğu gibi bu yaz da şifalı bitkilerin merkezine dönüştü.
Doğanın sunduğu kekik ve sarı kantaron bitkileri, bölge halkı için hem bir geçim kaynağı hem de doğal bir eczane işlevi gördü.
Köylüler, büyük bir titizlikle topladıkları bu bitkileri geleneksel yöntemlerle işleyerek sağlık iksirine çevirdi.
BİTKİLERDEN ŞİFAYA UZANAN ZAHMETLİ YOLCULUK
Dağların yüksek kesimlerinden özenle toplanan kantaronlar, temiz cam kavanozlar içinde zeytinyağı ile buluştu.
Güneşin altında yaklaşık iki ay süren bir demlenme süreci, bitkinin özünü yağa geçirdi.

Niğdeli üreticiler, elde edilen bu doğal yağı cilt sağlığı ve küçük yaralanmaların tedavisinde ilk sırada tercih etti.
Yörenin zengin florasında yetişen kekik ise hem mutfaklarda baharat olarak yerini aldı hem de kış ayları için kurutularak çay formuna getirildi.
DOĞAL ZENGİNLİK VE BİLİNÇLİ TÜKETİM VURGUSU
Niğde’nin 1500 metreyi aşan rakımı, bitkilerin aroma değerini ve etken maddesini zirveye taşıdı.
Kırsal yaşamın bir parçası haline gelen bu gelenek, modern tıp öncesi kadim bilgilerin ışığında yürütüldü. Bölge halkı, doğayı koruma ve doğru hasat etme konusundaki hassasiyetini her fırsatta dile getirdi.
Sağlık profesyonelleri ise bitkisel destek ürünlerinin kullanımında dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi.
Uzmanlar, ciddi sağlık sorunlarında profesyonel tıbbi desteğin önceliğini vurguladı. Doğal ürünlerin rehber niteliğinde kullanılması, olası yan etkilerin önüne geçilmesinde büyük rol oynadı.






