Evlerinde mum ve el feneri ışığında yaşamaya çalışan vatandaşlar, elektrik aboneliği için gerekli başvuruları yaptıklarını ve imar barışından yararlandıklarını ifade etti. Kendilerine şahsi trafo kurma şartı getirildiğini öne süren mahalle sakinleri, yaklaşık 1 milyon Türk Lirası maliyeti bulan bu yükü kaldıramayacaklarını dile getirdi. Şahsi trafo maliyetini ödemek için ellerindeki hayvanları satmak zorunda kalacaklarını belirten aileler, geçim kaynaklarını kaybetmemek adına yetkililerden destek talebinde bulundu.
Bölgede elektrik bulunmaması nedeniyle buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve televizyon gibi temel ev aletleri çalıştırılamazken, kadınlar yemek hazırlama ile temizlik işlerini zorlu şartlarda yürütüyor. Çocuklar ise aksamları ışık altında ders çalışabilmek ve televizyon izleyebilmek istediklerini belirtti.
"Trafo için hayvanları satarsak burada kalmanın anlamı yok"
Baba mesleğini sürdürerek hayvancılık yaptığını ve yaklaşık 30 yıldır aynı bölgede ikamet ettiğini ifade eden Tuncer Şimşek, 15 kişilik kalabalık bir aile olduklarını belirterek şu açıklamalarda bulundu:
"Yıllardır burada yaşıyoruz. Babamızdan kalan mesleği devam ettiriyor, hayvancılık yapıyoruz. Hayvanımız var ancak ürettiğimiz sütü, yoğurdu ve peyniri saklayamıyoruz. Çevremizde birçok yerde elektrik bulunmasına rağmen bizim bölgemizde elektrik yok. Çocuklarımız televizyon izlemek, ışık altında ders çalışmak istiyor. Hangi çağda yaşıyoruz? Bizim hayvanımız da, üretimimiz de var."
Trafo maliyeti nedeniyle yaşadıkları çaresizliği anlatan Şimşek, "Şahsi trafo kurmamız gerektiği ve maliyetinin yaklaşık 1 milyon Türk Lirası olduğu söyleniyor. Bu parayı ödemek için hayvanlarımızı satmamız gerekir. Hayvanları sattıktan sonra burada yaşamamızın bir anlamı kalmaz. Biz yaklaşık 15 kişilik bir aileyiz ve geçimimizi bu hayvanlardan sağlıyoruz. Eksik bir evrakımız varsa bize söylesinler, tamamlayalım. Yetkililerden elektrik konusunda yardım bekliyoruz" diyerek sözlerini sürdürdü. Şimşek ayrıca akrabalarının benzer sorunlar nedeniyle Ankara'ya göç etmek zorunda kaldığını vurguladı.
"20 yaşındayım, elektrikli bir evde yaşamadım"
Doğup büyüdüğü evde elektrik imkanından mahrum kaldığını aktaran 20 yaşındaki Sıla Şimşek ise duygularını şu sözlerle dile getirdi:
"Ben 20 yaşındayım ve hiç elektrikli bir evde yaşamadım. İnternetimiz ve televizyonumuz yok. Telefon olsa bile şarj edemiyoruz. Çamaşırlar ve bulaşıklar elde yıkanıyor. Hayvanlarımızdan elde ettiğimiz süt, yoğurt ve peyniri saklamak için de elektrik gerekiyor. Biz de diğer gençler gibi normal bir hayat yaşamak istiyoruz."
"60 yaşındayım, yalnızca elektrik istiyoruz"
Yaklaşık 55 yıldır bölgede ikamet ettiğini belirten 60 yaşındaki Leyla Koçyiğit ise geçmişten bugüne yaşadıkları zorluklara değinerek şöyle konuştu:
"Buraya 5 yaşındayken geldim. O dönem çıra yakarak aydınlanıyorduk. Şimdi her yerde elektrik var ama biz hala elektriksiz yaşıyoruz. Burada hamile kadınlar, küçük çocuklar ve okula giden öğrenciler var. Ben 60 yaşındayım, başka bir yere taşınıp yeni bir hayat kurmam kolay değil. Yalnızca elektrik istiyoruz. Başka bir talebimiz yok."
Elektrik erişimi olmadığı için üretim yaptıkları süt ve süt ürünlerini muhafaza etmekte büyük zorluk yaşayan bölge sakinleri, yetkililerin soruna çözüm bulmasını sabırsızlıkla bekliyor.




